4 Haziran 2026 Perşembe
Güvenlik17 04 202613:476 dk okuma1 okunma

Eski Polonya Genelkurmay Başkanı: Türkiye'nin AB Güvenlik Denklemine Katılımı Rusya İçin Stratejiyi Değiştirir

Eski Polonya Genelkurmay Başkanı, Türkiye'nin AB güvenlik denklemine katılımının Rusya'nın stratejisini köklü şekilde değiştireceğini söyledi. Türkiye'nin savunma ve teknoloji alanında önemli rolü vurgulandı.

Eski Polonya Genelkurmay Başkanı: Türkiye'nin AB Güvenlik Denklemine Katılımı Rusya İçin Stratejiyi Değiştirir

Rusya'nın 24 Şubat 2022'de Ukrayna'yı işgali sonrası NATO'nun doğu kanadında artan güvenlik endişeleri devam ederken, Polonya'nın başkenti Varşova'da Çarşamba günü düzenlenen Dayanıklılık Konferansı'nda Avrupa güvenliği çok boyutlu şekilde ele alındı. Tartışmalar sadece askeri kapasite ve savunma harcamalarıyla sınırlı kalmadı; teknoloji, finansman ve yeni tehdit alanları da gündeme geldi.

Türkiye'nin Güvenlik Mimarisindeki Rolü

Konferansa katılan eski Polonya Genelkurmay Başkanı Rajmund Andrzejczak, Euronews'e verdiği röportajda, Türkiye'nin Avrupa güvenlik yapısında daha merkezi bir konuma gelebileceğini belirtti. Andrzejczak, "Türkiye bu [AB] güvenlik denklemine dahil olursa, Rusya açısından stratejik tablo tamamen değişir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Avrupa savunma mimarisine daha güçlü entegrasyonunun Moskova açısından dengeleri köklü biçimde etkileyebileceğini savundu.

Polonya'nın NATO'nun doğu kanadındaki konumunun sadece Baltık ülkeleri, Finlandiya ve İsveç ile değil, Karadeniz hattı ve Türkiye ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan eski general, iki ülkenin ortak çıkarlar doğrultusunda yakınlaşabileceğini dile getirdi.

Türkiye’nin katkılarının sadece askeri kapasite ile sınırlı olmadığını da belirten Andrzejczak, "Gerekirse askeri kapasite ve sanayi dahil pek çok alan olabilir. Ancak bana göre sivil sektör, çift kullanımlı teknolojiler, enerji ve yapay zekâ da buna dahil. İrade ve ihtiyaç varsa çözümler bulunabilir" dedi.

Türkiye’nin AB’ye Mesajı İçin Uygun Zaman

Andrzejczak, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne beklentilerini iletmesi için mevcut dönemin uygun olduğunu ifade etti. "Şimdi bunu iletelim. Bence bunun için kesinlikle mükemmel bir zaman. Avrupa Birliği’ne bunu iletmek için bundan daha iyi bir zaman hiç olmadı" dedi.

2018-2023 yılları arasında Polonya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı olarak görev yapan Andrzejczak, Türkiye ve Polonya arasındaki iş birliğinin önünde engellerden çok fırsatlar gördüğünü aktardı. Polonya’nın AB içindeki yaklaşım değişimine destek verebileceğini belirten eski general, "Polonya, AB ve NATO’da her zaman koalisyonlar veya iş birlikleri kurma hakkına sahiptir. Eğer ortak siyasi hedefler varsa, buna itiraz olmaz. Bu açıdan ilerlemeliyiz. Ben daha çok fırsatlardan söz edilmesini tercih ederim" ifadelerini kullandı.

Stratejik Coğrafya ve Türkiye’nin Önemi

Türkiye’nin Avrupa güvenlik denklemindeki yerini coğrafi ve stratejik açıdan tanımlayan Andrzejczak, "Jeostrateji ve coğrafya hâlâ büyük önem taşıyor. Türkiye her türlü stratejik denklemin içinde çok önemli bir konuma sahip" dedi. Polonya’nın doğu kanadındaki rolünün sadece kuzey ve Baltık hattıyla sınırlı düşünülmemesi gerektiğini, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde daha fazla hesaba katılması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin katkılarının sadece Bayraktar insansız hava araçları ile sınırlı olmadığını belirten Andrzejczak, "Bayraktar dronları bunun sadece çok küçük bir parçası" ifadelerini kullandı.

Görev süresinde Polonya’nın en kıdemli askeri ismi olan Andrzejczak, iş birliğinin daha büyük sanayi projeleri, bilimsel çalışmalar ve siyasi düzeyde ortaklıkları da kapsayabileceğini söyledi. Türkiye’nin bu güvenlik denkleminde daha fazla yer almasının memnuniyetle karşılanacağını belirtti.

ASELSAN ile Kritik Anlaşma

Türkiye ile Polonya arasındaki savunma iş birliğinin son dönemde öne çıkan örneklerinden biri, ASELSAN’ın Aralık 2025’te imzaladığı 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemi satış anlaşması oldu. Bu anlaşma, iki ülke arasındaki temasların siyasi düzeyin ötesine geçerek savunma sanayii ve ileri teknoloji alanlarında somut iş birliklerine dönüştüğünü ortaya koydu. Aynı zamanda Polonya’nın son yıllarda hızlanan savunma kapasitesi artışının da bir parçası olarak değerlendirildi.

Ukrayna Savaşı ve Alınan Dersler

Eski Polonya generali Andrzejczak, Ukrayna savaşından çıkarılan en büyük dersin sadece askeri kabiliyetlerle sınırlı olmadığını belirtti. "Savaş siyasi bir olgudur" diyen Andrzejczak, bir çatışmanın kazanılması için sadece ordu değil, siyasi liderlik, toplumsal kabul, dayanıklılık ve direnç gerektiğini vurguladı.

Avrupa’daki tartışmaların büyük bölümünün platformlar, kabiliyetler ve insansız sistemler etrafında döndüğünü belirten Andrzejczak, stratejik liderlik konusunun yeterince konuşulmadığını ifade etti.

Ukrayna’da toplum ile siyaset arasındaki bağın önemine dikkat çeken Andrzejczak, Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin liderliğini ve ülkedeki toplumsal direnci örnek gösterdi. Asıl sorunun hangi silah sistemlerinin kullanıldığı değil, "etkili toplumsal dayanıklılık ve direncin nasıl tasarlanıp oluşturulacağı" olduğunu kaydetti.

Avrupa İçin İran Örneği

Ukrayna’daki savaş ile İran’daki çatışmayı karşılaştıran Andrzejczak, Avrupa’nın güvenlik yaklaşımını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini savundu. Ukrayna’daki çatışmayı "tam ölçekli, konvansiyonel bir yıpratma savaşı" olarak tanımlarken, İran’a yönelik Amerikan ve İsrail yaklaşımının çok daha "proaktif" olduğunu söyledi.

Avrupa’nın da benzer şekilde daha önleyici bir anlayış tartışması yapması gerektiğini belirten Andrzejczak, "Son güne kadar beklemek istemiyoruz ve ardından ilk Rus dronunun ya da ilk Rus füzesinin Polonya’daki bir binaya, hastaneye ya da anaokuluna isabet etmesini görmek istemiyoruz" dedi.

Polonyalı eski komutan, ülkesinin siyasi yönlendirme, hukuki düzenlemeler, strateji ve doktrin bakımından hazırlıklı olması gerektiğini ifade etti. "Eğer önleyici harekete ihtiyaç varsa ve bu çok uluslu düzenlemelerle ve hukukla uyumluysa, bunu kullanacağız" diyerek Avrupa’nın savunma tartışmalarında daha aktif bir tavra yönelmesi gerektiğini vurguladı.

Savaşın Değiştirdiği Savunma Düzeni

Varşova’daki konferansta hava savunması, savunma teknolojilerinin ölçeklendirilmesi ve Ukrayna’dan çıkarılan operasyonel dersler ön plana çıktı. Ukraynalı savunma teknolojisi şirketi Swarmer’ın CEO’su Serhii Kupriienko, Euronews’e yaptığı açıklamada, Ukrayna savaşının savunma teknolojilerindeki en büyük değişimin üretim ve geliştirme yapısında gerçekleştiğini söyledi.

Kupriienko, geçmişte birkaç büyük tedarikçinin hakim olduğu alanın artık yüzlerce ekip ve çözümle şekillendiğini belirtti. "Artık tank, zırhlı araç ya da obüs üreten beş tedarikçiden değil, yüzlercesinden bahsediyoruz" dedi.

Bu değişimin "büyük bir güç ama aynı zamanda büyük bir zayıflık" yarattığını belirten Kupriienko, sahada hızlı uyum sağlanmasına rağmen bu çözümlerin ölçeklendirilmesinin halen en önemli sorunlardan biri olduğunu anlattı.

Avrupa’da artan savunma harcamaları ve Ukrayna’ya desteğin önemli olduğunu kaydeden Kupriienko, kıtanın drone savaşının hızla değişen doğasına ayak uydurmakta zorlanabileceğine dikkat çekti. Avrupa’nın entegre hava savunma sistemleri kurma girişimini olumlu bulan Kupriienko, bunun doğru bir adım olduğunu çünkü daha fazla sistem, çözüm ve hava savunmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Ancak bunun geleneksel Avrupa temposuyla ilerlemesi halinde yetersiz kalabileceği uyarısında bulunan Kupriienko, "Eğer bunu Avrupa’nın alışıldık temposuyla yaparsak, bu iki yıl sonra gerçekleşir. O iki yılda savaş ve drone savaşı beş kez daha değişmiş olur" dedi.

Bu nedenle oluşturulacak yapının "tek seferlik bir çözüm değil, sürekli uyarlanan bir platform" olması gerektiğini savunan Kupriienko, Avrupa’nın bu alana daha fazla yatırım yapmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

Kupriienko, savaşın sadece mevcut silah sistemlerini değil, savunma teknolojisinin yönünü de değiştirdiğini belirtti. Yapay zekâ ve otonom sistemlerin geleceğin değil, günümüzün konusu olduğunu ifade eden Kupriienko, "Bu beş ya da on yıl sonra olacak bir şey değil; şu anda oluyor" dedi.

Ukrayna, Avrupa ve ABD’de savunma sanayinin giderek daha otonom çözümler geliştirdiğini belirten Kupriienko, "İnsan her zaman karar döngüsünün içinde olacak, ancak bu döngünün ölçeği ve hızı çok daha büyük olacak" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye ile Savunma Ekosistemi

Türkiye’ye ilişkin değerlendirmede bulunan Kupriienko, Ankara’nın Avrupa’nın gelişen savunma ekosisteminde özellikle birlikte çalışabilirlik açısından önemli bir rol oynayabileceğini söyledi. Türkiye’yi Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında köprü kuran "mükemmel bir komşu" olarak tanımlayan Kupriienko, NATO üyesi Türkiye’nin "güvenilir bir ortak" olduğunu belirtti.

Avrupa’nın önündeki en büyük zorluklardan birinin farklı ulusal savunma mimarileri arasında uyum sağlamak olduğunu vurgulayan Kupriienko, "Türkiye burada çok önemli bir oyuncu olabilir" dedi.

Türkiye’de savunma sanayinin büyük oyuncular etrafında şekillenmesinin Avrupa’dan çok farklı olmadığını söyleyen Kupriienko, "Bunun Avrupa’dan çok farklı olduğunu düşünmüyorum, dürüst olmak gerekirse. Sorun aynı ve çözüm de aynı olmalı. Bu, deneyim paylaşımıyla ilgili" ifadelerini kullandı.

Büyük ana yüklenicilerin teknolojiyi ölçeklendirmekte, uzun vadeli ilişkiler ve tedarik zincirleri kurmakta iyi olduğunu belirten Kupriienko, "Ancak yüzlerce startup’ın birbirleriyle neredeyse hiç iş birliği yapmadığı ve ülkede iki büyük markanın tüm pazarı kaptığı durumda, bu iki dünyayı nasıl birleştireceğimizi bulmalıyız" dedi.

Kupriienko, "Sorun da çözüm de aynı: deneyim paylaşımıdır" diyerek, yüzlerce girişimle birkaç büyük ana yükleniciyi aynı ekosistemde daha verimli buluşturmanın hem Avrupa hem de Türkiye için temel konulardan biri olduğunu vurguladı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Gürcistan Savunma Bakanı Irakli Chikovani ile savunma ve güvenlik iş birliğini görüştü. Bu görüşme, bölgesel güvenlik ve savunma alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Paylaş:
Serkan Demir

Serkan Demir

Haber Editörü

Deneyimli haber editörü ve yazar.